|
RİSK
SERMAYESİNİN DÜNYA ve TÜRKİYE’DEKİ UYGULAMALARI
[Risk
Sermayesi Kavramları]
[Risk
Sermayesinin Özellikleri]
[Risk
Sermayesi Modelinde Yönetim Yaklaşımı]
[Risk Sermayesi
Finansman Türleri]
[Risk
Sermayesi Fon Kaynakları]
[Dünya
ve Türkiye'deki Risk Sermayesi Uygulamaları]
Risk Sermayesi iyi bir iş
kurma fikrine, gerekli girişimcilik yeteneğine ve bilgisine
sahip ancak iş kurmak için sermayesi olmayan girişimcilere,
fikirlerini gerçeğe dönüştürmek için gerekli finansmanı
sağlayan bir alternatif finansman yöntemidir. Diğer yandan
risk sermayesi, risk sermayedarı tarafından yeni fikirler
ya da teknolojiler üreten gelişme potansiyeli yüksek küçük
ve orta boy işletmelere, edinecekleri pay karşılığında yaptıkları
öz kaynak benzeri bir yatırım aracıdır. Görüldüğü gibi risk
sermayesi hem bir finansman aracı hem de bir yatırım aracı
olarak kullanılabilmektedir.
Risk sermayesi yatırımının
temel ölçütü teknolojik yenilik içermesidir. Günümüzde işletmelerin
rekabetteki en önemli araçları teknolojidir. Teknoloji üç
türlü yaratılabilir:
- İşletme bünyesindeki Ar-Ge ile proses
ve ürün geliştirme,
- Lisans alma veya teknolojiye sahip bir
işletme ile ortaklık kurarak teknoloji transferi,
- Varolan teknolojinin kullanımı,
Küçük ve orta boy işletmelerin,
yüksek rekabetin yaşandığı piyasada ayakta kalabilmeleri,
teknolojik gelişmenin yakalanması ile mümkündür. Rekabet
etmedeki en önemli strateji, işletmenin Ar-Ge çalışmalarına
önem vermesidir. Ancak bu tür çalışmalar riskli, uzun vadede
karlı ve kalifiye insan gücü gerektiren yatırımlardır. Ar-Ge
yatırımlarına girişimcilerin kendi kaynakları yetersiz kalmakta
ve mevcut piyasadan da kaynak bulmakta zorlanmaktadırlar.
Ayrıca mevcut piyasadaki sermayedarlar bu yatırımların geri
dönüşünün uzun vadeli ve riskinin yüksek olması sebebiyle
yatırım yapmaktan çekinmektedirler. Bugün için ülkemizde,
küçük ve orta ölçekli işletmeler finansal sorunları sebebiyle
bırakın Ar-Ge çalışmalarına kaynak ayırmayı çoğu zaman varlıklarını
dahi zorlukla sürdürmektedirler. Çünkü bu işletmeler sermaye
piyasalarından ve uzun vadeli finansman kaynaklarından yeterince
yararlanamamaktadırlar. Büyümeleri için banka kredilerine
ve öz kaynaklarına bağlı kalmaktadırlar. Ancak bu işletmelerin
gerek güvenilirlik ve teminat sıkıntıları gerekse kredi
maliyetlerinin yüksek olması sebebiyle bankacılık sisteminden
sağlamaya çalıştıkları finansman kısıtlıdır. Bu sebeple
bu tür yatırımlar özel finansman yöntemleri ile desteklenmelidir.
Risk sermayesi yatırımı
ile teknolojik yenilik içeren projelere sahip küçük ve orta
boy işletmelere ortak olunmak suretiyle uzun vadede finansman
sağlanmaktadır.
RİSK
SERMAYESİ KAVRAMLARI:
Teknoloji:
Teknoloji, üretim bilgisinin üretilmesi ve kullanılması
becerisidir. Ekonomik büyümenin, rekabetin ve gelişmenin
en önemli aracıdır. Teknoloji dinamik bir kavram olup, sistematik
üretim girdisi ile birlikte aynı zamanda üretimde kullanılan
tüm girdi, araç, gereç ve bunları kullanan insanları kapsar.
Günümüzde teknoloji, emek ve sermayenin verimliliğini arttıran
üretim girdisi olarak görülmektedir.
Teknolojik Yenilik:
Risk sermayesinin temel ölçütü teknolojik yeniliktir. Teknolojik
yenilik, yeni bir makine veya ürün olabileceği gibi yeni
bir organizasyon yeni bir pazar veya hammadde de olabilir.
Teknolojik yeniliklerin temelinde Ar-Ge çalışmaları vardır.
Teknolojik gelişme ise,
yeniliğin fikir olmaktan çıkarılıp ekonomik değer haline
dönüştürülene kadar olan faaliyetlerin bütünüdür.
Girişimci (Entrepreneur)
: Girişimci, yeni pazar, yeni
tedarik ve finansman kaynakları bularak yeni ürün veya üretim
teknikleri, örgütlenme biçimleri geliştirerek ekonomik gelişmenin
öncülüğünü yapan kişidir.
Risk Sermayedarı (Venture
Capitalist) : Risk sermayesi sağlayan
kişi ve kuruluşlardır.
RİSK
SERMAYESİNİN ÖZELLİKLERİ:
- Yatırım projesi gelişme potansiyeli gösteren
yeni teknolojileri ve malların üretimini içermeli, dinamik,
yaratıcı küçük ve orta büyüklükteki işletmelere yönelik
olmalıdır. Bu tür firmalar yaratıcı ve dinamik girişimci
yapılarına rağmen verimlilik beklentisi yüksek olan projelerini
öz varlıklarının yetersiz olması sebebiyle sermaye ve
para piyasası araçları vasıtasıyla finanse edememektedirler.
Bu sebeple risk sermayesi bu türdeki yatırımlar için önem
kazanmaktadır.
- Risk sermayesinin kapsamı yatırımlarla
sınırlı değildir. Girişimci aynı zamanda yönetsel bilgi
birikimini ve deneyimini kullanmakta, aktif olarak firmanın
fizibilite çalışmalarına, kuruluşuna ve yönetimine katılmaktadır.
Bunun sebeplerinden biri, işletmenin yönetsel deneyimleri
risk sermayesi şirketine göre daha az olması diğeri ise
risk sermayesi şirketi açısından üstlendiği riski azaltmak
için firmayı kontrol altında tutmak istemesidir.
- Risk sermayesi yatırımı, hisse senedi
karşılığında yapılmaktadır. Bu anlamda sermayedar büyük
bir risk altında olacağı için yatırım yapacağı firma/projeyi
iyi bir inceleme ve elemeye tabi tutmaktadır.
- Risk sermayesi yatırımları uzun vadeli
yatırımlardır. Ortalama yatırımın geri dönme süresi 5-10
yıldır.
RİSK
SERMAYESİ MODELİNDE YÖNETİM YAKLAŞIMI:
Risk sermayedarı için yapılacak
yatırımda başarılı olabilmenin en önemli kriteri yönetimdir.
Risk sermayedarı iki türlü hareket edebilir;
- Yönetim içinde (hands on) yer alarak
Sermayedar yatırım yapılan
şirketin yönetim kurulunda birebir yer alır. Dolayısıyla
bu sermayedar ve firma arasında yakın ve düzenli görüşmelere
yol açar. Risk sermayedarı, teknoloji, şirketin pazarlama
stratejisi ve üst yönetim konularında aktif katılım sağlar.
- Yönetimin dışında (hands off) kalarak
Sermayedar reaktif katılım
sergiler. Şirketin bazı kritik kararlarının alınmasında
rol oynar. Temsilci ve gözlemci gibi hareket eder. Şirketle
olan ilişkiler seyrek ve formal raporlar ile sınırlıdır.
RİSK
SERMAYESİ FİNANSMAN TÜRLERİ:
Her yatırımın ihtiyacı niteliğine
göre farklı finansman türleri söz konusudur.
Çekirdek Sermayesi (Sead
Capital)
Fikir aşamasının finansmanı
şeklinde özetlenebilir. Yeni bir ürün veya hizmetin yaratılması
için çekirdek sermayenin sağlanmasıdır. Bu finansman yöntemi,
ancak işletmeye ait projenin daha önce karşılaşılmamış ihtiyaç
duyulur yeni ürün/hizmet ve hızla büyüyebilme kapasitesi
olan bir pazara sahip olması halinde gerçekleştirilmektedir.
Bu aşamada girişimci bir
fikir geliştirmiş, fakat fikrinin hayata geçmesi için ne
teknik ne de ticarileştirilmesi için planlama yapmamıştır.
Girişimciye ait projenin akıbeti genellikle bir yıllık süre
içerisinde belli olmaktadır. Bu süre zarfında sermayedarın
rolü girişimciyi finanse etmektir. En riskli yatırım biçimidir,
çünkü projenin uygulanabilirliğinin ne olduğu kesin olarak
bilinmemektedir. Fakat getirisi menkul kıymet alım satımından
çok yüksektir.
Bu yatırım türü oldukça
sabır ister. Başlangıç devresinden 2-3 yıl önce başlanır
ve likidite edilmesi için ortalama 10-12 yıla ihtiyacı vardır.
Bu sebeple bu tür yatırımı profesyonel risk sermayedarları
nadiren tercih etmektedirler. Projenin yapılabilirliği bu
devrede tartışılır durumda olup başarısız olma ihtimali
yüksektir. Yapılan istatistiklere göre risk sermayedarları
tarafından ilk bir yıllık süre içinde projelerin % 70 i
elenmektedir.
Başlangıç Finansmanı
(Startup capital)
Risk sermayesinin genel
kullanım alanı bu yatırım biçimidir. Ar-Ge faaliyetlerinin
ikinci aşaması olan geliştirme aşamasında bu finanslama
yöntemi kullanılmaktadır. Genellikle kuruluş süreci içinde
olan yada kısa bir süreden beri faaliyette olan ancak ürününü
ticarileştirememiş firmaların finansmanında kullanılır.
Bu aşamada girişimcinin
fikriyle ilgili hazırlanmış iş planı titizlikle incelenmelidir.
Pazarı büyüklüğü, firmanın büyümesi, pazardan pay alma ve
şirket yönetiminin nasıl olacağı konusunda gerçekçi veriler
elde edilmelidir. Bu aşamada sermayedar bilgi ve becerisiyle
projenin başarısı için girişimciye gerekli her yardımı yapmaktadır.
Genellikle başlangıç sermayesi yatırımlarının finansmanı
3-5 yıl sürmektedir.
Erken Aşama ve Geçit
Finansmanı (Early Stage and Gate Financing)
Bu aşamada firma belli bir
büyüklüğe ulaşmıştır. Pazara sürdüğü malı veya hizmeti mevcut
olup, ürünün pazardaki üstünlüğünü sağlayacak bir marka
imajı ve önemli bir pazar payı yoktur. İşletme bu aşamada,
prototipini geliştirmiş ancak ticari üretimi ve pazarlaması
için fona ihtiyaç duymaktadır. Piyasadaki rakipleriyle kıyasıya
bir rekabet söz konusu olup, firmanın elde ettiği kar ürününün
üstünlüğünü ispatlamaya yetecek kapasitede olmadığı için
ek finansmana ihtiyaç vardır. Firmanın risk sermayesi dışında
fon bulması içinde bulunduğu şartlarda zordur çünkü firmanın
bankacılık sisteminden kredi alması için teminatları yetersiz
bununla beraber sermaye piyasasından fon sağlama imkanı
yoktur. Bu aşamada firmanın da bir takım yönetsel problemleri
vardır. Bu problemler üstesinden risk sermayedarının maddi
ve yönetsel desteği ile gelinebilmektedir.
Köprü Finansman (Bridge
Financing)
Köprü finansman 6 ay ile
1 yıl içerisinde halka açılmayı ümit eden şirketlere aktarılmaktadır.
Eğer şirket hisse senetlerinin arzı için iyi bir yapıdaysa,
şirketin halka açılana kadar faaliyetlerine devam edebilmesi
için ihtiyaç duyduğu finansmanın sağlanmasında kullanılan
bir yöntemdir.
Kuruluşun Kendi Yönetici
Kadrosu Tarafından Alınması (Management Buy Out)
Bir finansman türü şirket
yönetim kadrosunun işletmeyi elde etmesini mümkün kılmak
için sağlanan finansmandır. Günümüzde yenilenen versiyonu
ile dünyada en çok kullanılan yöntemlerden biridir. Bu yatırımlar
az risk taşımakta ve kazançlı olması sebebiyle tercih edilmektedir.
Buradan yola çıkarak İngiltere deki 3i şirketi MBO’nun başka
bir versiyonu olan spin-out u geliştirmiştir. Bu yöntemde,
3i şirketi ile ana şirket tarafından yeni bir şirket kurulmakta
ve bir müddet sonra ana şirketten ayrılmaktadır. Böylece
destekleyiciler şirket ayakta durana kadar riski omuzlamakta
ve girişimcinin ilerlemesine yardım edilmektedir. Spin out
şirketinin sahiplik ve kontrolü ana şirket, yönetim kadrosu
ve risk sermayesi şirketi arasında dengelenmekte ve hiçbir
ortaklıkta % 50 den fazla pay alınmamaktadır.
Yatırım aşamalarında zaman
risk tablosu:
|
Yatırım Tipi
|
Zaman (yıl)
|
Risk
|
|
Erken aşama finansmanı
- Tasarım Finansmanı (prototip geliştirilme aşaması)
- Başlangıç sermayesi (start-up) (iş oluşturma aşaması)
- Erken geliştirme (zararda veya yeni kazanç sağlamaya
başlamış işletmenin geliştirilmesi)
|
7-10
5-10
3-7
|
Çok yüksek
Çok yüksek
Yüksek
|
|
Geç aşama finansmanı
- Genişleme sermayesi (kurulmuş, karlı işletmenin
sermaye ihityacı)
- Köprü finansa çıkış öncesi son
destekleme finansmanı
|
1-3
1-3
|
Orta
Düşük
|
|
Buy-out / Buy-in
|
1-3
|
Düşük-Yüksek
|
|
Şirket kurtarma finansmanı
|
3-5
|
Orta-Yüksek
|
RİSK
SERMAYESİ FON KAYNAKLARI:
Risk sermayesi fon kaynakları
ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir. Risk sermayesi
sisteminin en çok uygulandığı ülkeler olan Amerika ve İngiltere
deki uygulamanın farklı olmasının sebebi bu ülkelerde ki
mali sistemlerinin farklılığından kaynaklanmaktadır.
Risk sermayesi yatırımlarının
özünde Ar-Ge çalışmaları olması sebebiyle yüksek belirsizlik
ve risk mevcuttur. Bu nedenle yatırımlarım nakit akışlarının
ilk yıllarda negatif ve yatırımın uzun vadeli olması nakit
akışlarındaki belirsizliği fonun kaynaklarını olumsuz yönde
etkilemektedir.
Aşağıda, risk sermayesi
fon kaynaklarını oluşturan kuruluşlar açısından Amerika,
İngiltere ve Türkiye açısından bir karşılaştırma yapılmıştır.
|
Amerika
|
İngiltere
|
Türkiye
|
|
1. Bağımsız RS ortaklıkları
- Şirketlerin RS ile ilgili kuruluşları
- İş geliştirme şirketleri
- Küçük işletme yatırım şirketleri
- Ar-Ge ortaklıkları
- Özelleşmiş fonlar ve incubator’ ler
|
- Bankaların oluşturduğu fonlar
- Yatırım kuruluşları destekli fonlar
- BES (Business Expansion Funds)
- Şirket ve diğer özel sektör fonları
- Yarı resmi kuruluşların fon kaynakları
|
- Bağımsız RS şirketleri (Vakıf Risk A.Ş.)
- Şirketlerin RS bölümleri
- Küçük işletmelere yatırım yapan özel şirketler
- Ar-Ge konusunda faaliyet gösteren özel ortaklıklar
- Bankaların bu alanda faaliyet gösteren kolları
|
Bağımsız Risk Sermayesi
Şirketleri
Bu tür şirketler kurumsallaşmış
risk sermayesi kaynaklarıdır. Özel ortaklıklar şeklinde
yapılanmışlardır. Tarihsel süreç içinde baktığımızda bu
tür şirketlerin aile şirketleri olarak kuruldukları gözlenmektedir.
(Rockfeller vb.) Günümüzde risk sermayesi endüstrisine sermaye
özel ortaklıklar kanalıyla gelmektedir.
Bu tür şirketlerce finanse
edilen firmalar genellikle sınırlı sorumlu şirketler olarak
yapılanmaktadırlar. Bu şirketlerin yönetim kadrolarında
risk sermayedarı da söz hakkına sahip olmaktadır. Yönetimde
ortaklar konulan sermayenin %2,5-3 ü oranında yönetim ücreti
almaktadır. Ayrıca bu ortaklar uzun vadede sermaye kazançlarından
%20 oranında kardan pay almaktadırlar.
Dünyada yaygın uygulaması
olan bu tür şirketler ülkemizde yeni kurulmaya başlamıştır.
Halen bu alanda Vakıf Risk A.Ş. faaliyet gösteren tek şirket
durumundadır. Bugüne kadar üç proje için finansman sağlamıştır.
Finansal Kurumlara Ait
Risk Sermayesi Şirketleri
Ülkemizde henüz uygulaması
bulunmayan bu şirketler, ticari bankaların ve sigorta şirketlerinin
kendi kredi koşullarına uymayan risk ve getirisi yüksek
yatırımların finansmanı için risk sermayesi şirketleri kurmuşlardır.
Bu tür şirketlerde farklı olarak kendileri söz konusu şirketlerin
sınırlı sorumlu ortakları durumundadır.
Finansal Olmayan Kurumlara
Ait Risk Sermayesi Şirketleri
Bu tür şirketler genellikle
büyük sanayi şirketleri tarafından kurulurlar. Amaçları
piyasada ki yoğun rekabetten galip çıkabilmek ve paylarını
arttırmak için yeni ürün geliştirerek güçlü bir yapıya sahip
olmaktır.
Küçük İşletme Yatırım
Şirketleri
Günümüzde ABD’ de Küçük
İşletme Yatırım Şirketi olarak tanımlanan yaklaşık 390 özel
ve kamu şirketleri bulunmaktadır. Bu şirketler asgari 1milyon
dolar sermaye ile kurulmaktadırlar.
Küçük işletme yatırım şirketleri
kendi aralarında kredi ağırlıklı (Lending Oriented) ve öz
kaynak ağırlıklı (Equity Oriented) olarak farklı türlere
ayrılmaktadır. Öz kaynak ağırlıklı küçük işletme yatırım
şirketlerinin sermayesi iki milyon dolar civarındadır. Bu
işletmeler yüksek oranda devlet kaynağı kullanmaktadırlar.
Portföyünün en çok %33’
ünü gayrimenkul yatırımlarına ayrılabilir. Bu tür şirketler
yurtdışına yatırım yapamazlar. Kuruluş için en az bir milyon
dolar öz kaynak şartı vardır. Küçük işletme yatırım şirketleri
SBA dan öz sermayesinin üç katına kadar borçlanabilir, bu
sebeple de genellikle kredi verme yönü gelişmiş ve bu yüzden
risk sermayesi kuruluşu olma özelliğini kaybetmeye başlamıştır.
Sonuç olarak, küçük işletme yatırım şirketleri küçük işletmelere
borç sağlayan özel finansman kuruluşları kimliğindedir.
Ülkemizde bu alanda tek
örneği oluşturan, TOBB, TESK, Halk Bankası, KOSGEB ve 16
sanayi odasının ortaklığı ile mevcut ve kurulacak küçük
ve orta boy işletmelerin finansman ihtiyaçlarını temin etmek
amacıyla KOBİ Yatırım Ortaklığı A.Ş. 11 Ocak 1999 tarihinde
kurulmuştur. Bu şirket, KOBİ lerin gelişmelerine ve ekonomik
faaliyetlerine yardımcı olmak, sanayileşmede katkılarını
arttırmak, yatırım yapmalarını teşvik etmek için ortaklıklar
oluşturmak yoluyla projelerini hayata geçirmelerinde şirket
sermayesi, danışmanlık ve eğitim hizmetleri vermeyi amaçlamaktadır.
Küçük ve Orta Boy İşletmelerin
Finansal Sorunları
Küçük ölçekli işletmelerde
mevcut sermayenin kaynağı genellikle tasarruf şeklinde belirlenmiştir.
Tasarruf ya işin kendi içinde yada dışında yapılan tasarruf
olup, tasarruf edilen miktar genellikle firmanın öz sermayesine
eklenmektedir. Küçük ölçekli işletmeler borçlanmaya pek
sıcak bakmamaktadırlar. KOBİ’ler açısından borçlanma, müşterilerinin
veya mal aldıkları tüccar ve sanayicilerin kendilerine tanıdıkları
vadeli ödemelerdir. Bankacılık sisteminden faydalanmamalarının
sebebi de mevcut sistemin acil finansman desteği sağlayamamasıdır.
İmalat sanayinde faaliyet
gösteren firmaların en önemli sorunu finansman yetersizliğidir
özellikle kısa vadeli finansman sorunu başlangıç sermayesini
kendi kaynaklarından sağlayan işletmeler için faaliyetlerini
zorlayıcı bir etkendir. Bu sebeple yeni iş kurmak isteyen
girişimcileri zorlayan en önemli darboğazdır.
Bir diğer sorunda, yatırım
kredilerinin pahalı olması uzun vadeli finansman temininde
yaşanmaktadır. Bunun en önemli nedeni mali kurumlar karşısında
yetersi kalmalarıdır. Gerek kredi temini gerekse kredilerin
pahalı ve kredi karşılığında istenen teminatların kredi
tutarıyla birebir olması küçük ve orta boy işletmelerin
bankacılık kesiminden fon temin etmelerini olumsuz yönde
etkilemektedir.
Küçük ve orta boy işletmelerin,
yeterince kurumsallaşamamaları sermaye piyasalarında kaynak
temin etmelerine imkan vermemektedir.
DÜNYA
VE TÜRKİYE’DEKİ RİSK SERMAYESİ UYGULAMALARI
Bilindiği üzere risk sermayesi
yatırımları özellikle ABD’ de başarılı şekilde uygulanmaktadır.
ABD’ de Macintosh bilgisayarlarının üreticisi Apple Computer
İnc ve Digital Equipment Corporition şirketleri risk sermayesi
yatırımları ile kurulmuş şirketlerdir. ABD’de risk sermayesi
yatırımlarını gerçekleştiren kuruluşlar olan SBIC’s önceleri
yatırımlarını ortaklık yerine faizli kredi tahsisi şeklinde
gerçekleştirirken, bu uygulamanın başarılı sonuçlar vermemesi
üzerine risk sermayesi yatırımları ortaklık şeklinde şirket
sermayesine katkı olarak dönüşmüş ve emeklilik fonlarının
risk sermayesi şirketlerinin hisse senetlerini satın alabilme
imkanlarının getirilmesiyle bugünkü durumuna gelmiştir.
Japonya’da 1974 yılında
risk sermayesi girişim merkezi kurulmuş olup, KOBİ’lere
bankalarca verilen yatırım kredilerinin %80’ i oranında
kefalet verilmektedir. Japonya’da risk sermayesi şirketleri
önceleri kamu kuruluşlarının desteğinde kurulmuş daha sonra
banka ve aracı kuruluşlar tarafından kurulan risk sermayesi
şirketleri ile geliştirilmiştir. ABD’nde risk sermayesi
yatırımları daha ziyade başlangıç sermayesinin sağlanmasında
ağırlık kazanırken Japonya’da genelde gelişme aşamasındaki
şirketlere yönelmektedir. Japonya’da risk sermayesi şirketlerince
desteklenen firmaların üçte ikisi 10 yıldan eski şirketlerdir.
Avrupa Topluluğu ülkelerinde
risk sermayesi kaynaklarının büyük bir bölümü bankalar tarafından
yaratılmaktadır. Genel olarak AT ülkelerinde risk sermayesi
yatırımı işletmenin hisse senetlerini alarak değil borç
karşılığı kredi verilerek yapılmaktadır. Çünkü bankalar
risk almaktan kaçınmaktadırlar. Avrupa’da bu konuda en gelişmiş
ve köklü uygulamalara sahip ülke İngiltere’dir. İngiltere’de
holdingler, bankalar ve bölgesel kuruluşlar risk sermayesi
kaynağını oluşturmaktadır. Bankalar gelişme potansiyeli
taşıyan küçük ve orta boy işletmelerin hisse senetlerini
satın alarak bu şirketlere ortak olmakta ve gerekli sermeye
desteğinin sağlamaktadırlar.
Fransa‘da bankalar risk
sermaye sektörüne ağırlıklı paya sahiptirler. Almanya’da
ise risk sermayesi kamu şemsiyesi altında gelişmiştir. 1978
yılında 28 Alman bankasının katılımıyla büyük çapta bir
risk sermayesi şirketi kurulmuştur. Devlet bu şirketin zararlarının
%75’ ini karşılamayı taahhüt etmiştir. Ancak bu uygulama
başarılı sonuçlar vermemiş ve kurulan şirket uzun zaman
zarar etmiştir. Zarar etme nedenleri arasında bu şirketin
yönetiminin oldukça bürokratik yapıda olması ve çok sayıda
temsilciden (bankalar, sanayiciler, bürokratlar) oluşması
ve kamunun proje değerlendirici durumda olması gelmektedir.
Dünya’da risk sermayesi
yatırım ortaklıkları ihtisaslaşmışlardır. Hemen hemen her
alanda yatırım yapmaktadırlar.
Ayrıca risk sermayesi sisteminin
başarısı ve bu derece yaygın olmasının sebebi küçük işletmelerin
hisselerinin işlem gördüğü borsaların olmasıdır. Bu tür
piyasaların dünyada ki en iyi örneği NASDAQ borsasıdır.
Tamamen KOBİ’lere yönelik olarak elektronik ortamda işlem
yapmaktadır. Bunun yanında Avrupa’da ESDAQ, Japonya’da JASDAQ,
İngiltere’de Alternative Inverstment Market (AIM), Almanya’da
Neue Markt, Fransa’da Nouveau Marche, Kanada’da Vencuver
Borsası da küçük ve orta boy işletmelerin işlem yapmaları
amacıyla kurulmuş diğer borsalardır.
Ülkemizde risk sermayesi
alanında çalışmalar özellikle 1980 yılından sonra zaman
zaman hızlanarak sürdürülse de, genelde istenilen sonuçlara
ulaşılamamıştır. 1993 yılında SPK Kanunu’na dayandırılarak
çıkarılan seri VIII, 21 sayılı “Risk Sermayesi Yatırım Ortaklıklarına
İlişkin Esaslar Tebliği” ile konu yasal düzenlemeye kavuşmuştur.
Ancak tebliğin yürürlüğe girmesinden itibaren üç yılı aşkın
süre geçmesine rağmen sadece bir banka iştiraki şeklinde
risk sermayesi yatırım ortaklığı kurulabilmiştir. 1998 yılında
söz konusu tebliğde değişikliğe gidilerek, kurulacak şirketlerin
kuruluş sermayesi 500 Milyar TL’ ye çıkarılmış ve yatırım
alanlarında esneklik getirilmiştir. Tebliğin ana ilkeleri
şöyledir;
Tebliğ’de risk sermayesi
yatırımının tanımı; girişim şirketlerinin birinci el piyasalarda
ihraç ettiği sermaye piyasası araçlarına yapılan uzun vadeli
yatırımlar şeklinde tanımı yapılmıştır. Ayrıca risk sermayesi
yatırımının, girişim şirketlerine ortak olmak suretiyle
yapılabileceği gibi bu şirketlerin ihraç ettiği borçlanma
senetlerinin satın alınması suretiyle de yapılabileceği
şeklinde açıklanmıştır.
Girişim şirketlerinin, sınai
zirai uygulama ve ticari pazar potansiyeli olan araç, gereç,
malzeme, hizmet veya yeni ürün, yöntem, sistem ve üretim
tekniklerinin meydana getirilmesini veya geliştirilmesini
amaçlamaları ya da yönetim, teknik veya sermaye desteği
ile bu amaçları geliştirebilecek durumda olmaları gereklidir.
Risk sermayesi yatırım ortaklıklarının,
kayıtlı sermayeli anonim şirket şeklinde kurulması, çıkarılmış
sermayesinin asgari %49’u oranındaki hisse senetlerini,
bu tebliğ'de belirlenen süre ve esaslar dahilinde halka
arz etmek üzere kurulmuş olması, başlangıç sermayesinin
500 milyar TL’den az olmaması ve hisse senetlerinin nakit
karşılığı çıkarılması söz konusu tebliğde açıkça belirtilmiştir.
Mevcut Örnek (Vakıf Risk
Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş.)
Ülkemizde tek risk sermayesi
yatırımı yapan, Vakıf Risk Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş.
1996 yılında Vakıf Bankası’nın bir yan kuruluşu olarak kurulmuştur.
Bankadan bağımsız özerk bir yapıda yönetilmektedir. Şirketin
kayıtlı sermaye tavanı 2 Trilyon TL ve ödenmiş sermeyesi
250 Milyar TL’dir.
Vakıf risk tarafından yatırım
yapılan şirketler sektörel, teknik ve finansal analiz sonucunda
belirlenmektedir. Bu aşamada yazılım, bio-teknoloji, kompozit
malzeme ve makine imalat sektörleri öncelikli sektör olarak
tercih edilmektedir. Şirket 2000 yılı içinde borsaya kote
olmuştur. Portföyünde üç şirket yer almaktadır.
Şirketin ilk yatırımı, ODTÜ-KOSGEB
Teknoloji Geliştirme Merkezi’nde faaliyet göstermekte olan
Teknoplazma A.Ş. dir. Fiziksel buharlaşma yöntemi ile çalışan
bir kaplama reaktörünü Türkiye de ilk kez tasarlamış ve
üretmişlerdir. Kalınlıkları 1 ila 5 mikron arasında değişen
amorf tıpkı elmas karbon (ATEK), titanyum, carbon ve nitrat
bileşenleri ile bunlar gibi aşınmaya dayanıklı, sert seramik
kaplamalar üretmekte ve pazarlamaktadır. Vakıf risk A.Ş.
sözleşmede yazılı süre sonunda (5 yıl) hisseleri ya firmaya
geri satarak yada şirket borsaya kote olursa borsa’da satarak
ortaklıktan ayrılacaktır.
İkinci yatırımları ise,
Ege Serbest Bölgesinde faaliyete başlayan İnova Biyoteknoloji
A.Ş. dir. Hepatit A, hepatit B, HIV, vs. gibi hastalıklar
ile hamileliğin hızlı bir şekilde teşhis edilmesinde kullanılan
tanı kitleri için gereken nanopartikül, antijen ve antikorların
üretilmesi, üretilen nanopartiküller ile antijen ve antikorların
konjükasyon yolu ile birleştirilerek tanı kitleri üretilmesini
gerçekleştirecektir.
Üçüncü yatırımları ise,
bir İnternet servis sağlayıcısını bünyesinde bulunduran
Ortadoğu yazılım Hizmetleri A.Ş. ‘dir. ODTÜ yerleşkesi içinde
faaliyet gösteren şirket Türkiye’nin ilk İnternet servis
sağlayıcısı TR-NET’i kurmuştur.
Ülkemizdeki
Diğer Risk Sermayesi Yatırımları:
1991 yılında Banker Trust
ile Türk Petrol Holding’in ortaklığında gerçekleşmiştir.
Bu girişim Banker Trust’un Türkiye ile ilgili politikasının
değişmesinin ardından 50 Milyon USD iade edilmesi ile son
bulmuştur.
1993 yılında risk sermayesini
teşvik etmek amacıyla bazı düzenlemeler yapılmış ve dönemin
bir çok bankası bu fırsattan yararlanmak için risk sermayesi
ortaklıkları kurmuşlardır. Bu girişimlerden Vakıf Risk S.Ş
hariç diğerleri başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
1995 yılında Sparx Asset
Management Türkiye’de yatırım yapmak üzere ofis açmıştır.
Sparx, Türkiye’de 7 şirkete toplam 40 Milyon Dolar tutarında
yatırım yapmıştır. Yaptığı yatırımlardan (Ünal Tarım ve
Arat Tekstil) ikinci yılın sonunda halka arz yoluyla önemli
oranlarda KAR sağlayarak çıkarken, Aba ambalaja yaptığı
yatırım başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Halihazırda GSD,
Tekstilbank, Rantleasing, Eka Elektronik ve bir bioteknoloji
firmasına yatırımları bulunmaktadır.
Fiba Holding’in bir PE (Private
Equity) fonu olarak kurduğu Girişim Holding sadece bir yatırım
yapmış ve Gima’nın çoğunluk hissesini Dedeman Holding’den
almıştır.
1997 yılında Merill Lynch
Termo Teknik adlı ısı ekipmanları üreten kuruluşa yatırım
yapmış ve hisselerinin iki katı fazla fiyata İngiliz Caradon
firmasına satmıştır.
Lehman Brothers’ın Superonline
yaptığı 70 Milyon Dolarlık yatırım da bu katagoride sayılabilir.
İş Bankası, yüksek gelişme
Potansiyeline sahip olup finansal desteğe ihtiyaç duyan
orta ölçekli teknoloji şirketlerine sermaye yatırımı yapmak
üzere, "Risk Sermayesi Yatırım Ortaklığı" kurma kararı almıştır.
Şirketin kayıtlı sermayesi 200 trilyon, başlangıç sermayesi
ise 20 trilyon TL olarak belirlendi.
|